Fırat Arslan: “Hedefim en yaşlı dünya şampiyonu unvanını almak”

Üç WBA dört kez de dünya şampiyonluğu yaşayan Fırat Arslan, “Boksta çok zorluklar çektim, çok eleştirildim ama asla pes etmedim” dedi. Hedefinin en yaşlı dünya şampiyonu unvanını ele geçirmek olduğunu söyleyen Arslan, “2020 itibariyle dünya şampiyonu olmak ve bu unvanı ele geçirmek istiyorum” yorumunu yaptı.
Üç kez WBA olmak üzere, dört kez de farklı federasyonlarda dünya şampiyonlukları yaşayan, Avrupa, Almanya ve kıtalar arası olmak üzere sayısız defalar şampiyonluk kürsüsüne çıkan Türk boks tarihinin ilk ve tek dünya şampiyonu boksörü olan Fırat Arslan, boks kariyerinden hedeflerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Boksa abisine duyduğu hayranlıkla başladığını belirten Arslan, “O dönemler Sylvester Stalone’nin çevirmiş olduğu müthiş bir Rocky filmi furyası vardı. Meriç abim de o filmden etkilenerek boksa başladı. Rahmetli Sinan Şamil Sam’ı yenerek Avrupa şampiyonluk kemerini alan yenilgisiz Arnavut boksör Luan Qrasinici’yi bile yenmişti. Ben de abimin en büyük hayranıydım. Ona antrenmanlarında yardımcı oluyor ve taktikler veriyordum. Sonra abim yapılan haksızlıklardan bıktı. Abim bırakınca kendisinden boksa başlamak için müsaade istedim. Bana dedi ki, müsaade veriyorum ama çok sert ve çok zor bir spor ayrıca Türklere çok haksızlıklar yapılıyor. Ben her şeye rağmen boksa başlamaya kararlıydım ve yaşım da 18 olmuştu. İlk maçlarımın hepsini büyük bir başarı ile kazandım. Sonra baktım ki, sırf kuvvet ile olmuyor bu iş ve tekniğin önemini kavramaya başladım” dedi.

“Beni eleştirenlerin görmediği şeyler vardı bende”
Boks kariyerinde kendi tekniğini oluşturduğunu belirten Arslan, “Belirli bir yere gelmiştim ve daha güçlü rakipler çıkmaya başlamıştı karşıma ve ben onları tekniğimi geliştirerek yenebileceğimi anladım. İlk başta önüme sürekli olarak taşlar koymaya başladılar. Kabiliyetsizsin dediler, hızın yetmiyor, tekniğin yok, boyun kısa, reaksiyonların yetersiz gibi eleştiriler gelmeye başladı ve ben de tüm bu zorluklara rağmen mücadeleye karar verdim verdim ve kendi tekniğimi oluşturdum. Beni eleştirenlerin görmediği şeyler vardı bende; azim, cesaret, sert yumruklara karşı asla pes etmemem ve zekamı kullanmak. Çok çalıştım ve iyi kondisyon sahibi oldum. Beni başlangıçta ciddiye almayan antrenörüm dört sene sonra baktı ki, ben devleri yıkıyorum şaşırdı ve dedi ki ’Fırat böyle devam ederse iki üç sene sonra kimse onu yenemeyecek” açıklamasını yaptı.

“Farklı lig takımlarından teklifler aldım”
Antrenör Günther Meier’in kendisi ile başlarda ilgilenmediğini söyleyen şampiyon boksör, “Takım antrenörüm iyi değildi, dünya şampiyonu olabilmem için bölgenin en iyi antrenörüm seçtim ama o beni istemiyordu. Dört yıl boyunca benim yüzüme bile bakmadı ama beni sparring partneri olarak kullanıyor ve ağır sıklet boksörlerine dövdürmek istiyordu. Dört yıl destek vermemesine rağmen tüm maçlarımı kazandım ve bu da onun ilgisini çekti. Üç kez Almanya şampiyonu olan boksöre karşı maçım olduğunu duyunca iki yüz kilometre yoldan gelmiş maçımı izlemeye. Çok çekişmeli bir maç geçiyordu. Tüm seyirciler beni galip görmesine rağmen yine hakemler rakibimi galip ilen ettiler. İzleyen herkes boksumu beğendi ve beni iltifat yağmuruna tuttular. Farklı lig takımlarından teklifler almaya baladım. Soyunma odasında üstüm başım kan içinde otururken bir baktım beni istemeyen antrenör Günther Meier odama girdi. Bana dedi ki, ‘Hayatımda bu kadar kötü boks yapan birisini görmedim ancak bu kadar kötü boks yapıp ta dünyanın zirvesindeki bir boksöre karşı böyle muhteşem bir maç çıkaran birisini de görmedim. Sen bir de boksu bilsen neler başarabilirsin düşünsene’ dedi. Sonra bana özel dersler vermeye başladı. Normalde grup halinde yapılan antrenmanlar vardı ancak o bana yalnız olarak dersler veriyordu” şeklinde konuştu.

“Almanlar Türk bayrağı ve İstiklal marşımıza müsaade etmediler”
Boks yaşantısında çektiği mali zorluklara değinen Arslan, “1992 yılında Türkiye’de askerliğimi yaptıktan sonra 1994 yılında Almanya’nın Friedrichshafen kentinde Türkiye ve Avusturya şampiyonu Sami Mısır’ı yendim. Ardından Türkiye şampiyonasına katılmak için lisans çıkardım ve sordum masraflarımı kim karşılayacak diye? Bana kendimin karşılayacağı söylendi. Benim maddi gücüm yoktu o zamanlar bunu söyleyince o zaman gelme dediler bana. Çaresiz kalmıştım ve Almanya’ya döndüm dünya çapında maçlara çıkabilmem için Alman vatandaşı olmam gerekiyordu ve vatandaşlığını alarak yoluma devam ettim. Yalnız Almanların organize ettiği maçlarda Türk bayrağı ve İstiklal marşımıza müsaade etmediler. Bu bende çok büyük bir acı olmasına rağmen yapabileceğim bir şey yoktu maalesef. Boks dünyasında ilerlemek istiyorsam bunlara katlanacaktım. 2016 yılında kendi yaptığım organizasyonlar ile Türk bayrağı ve İstiklal marşımız ile çıktım ringlere. Tabi ki, Alman bayrağı ve marşını da çıkardık ringlere çünkü biz burada ekmek paramızı kazanıyoruz ve iki ülkeye de saygımız sonsuzdur” ifadelerini kullandı.

“Ben kendi inandığım yoldan hedeflerime ulaşıyorum”
Ringe çıkmadan önce soyunma odasında maça konsantre olduğunu söyleyen Arslan, “Daha soyunma odasındayken beynimdeki tüm sorunları bir kenara bırakıyorum ve sadece maçıma konsantre oluyorum. Maç sırasında hiç kimseye bakmıyorum ve sadece rakibim oluyor gözümün önünde. Adeta karanlık bir tünele girmişim ve gördüğüm tek şey çıkış ışığıymış gibi konsantre oluyorum. Benim hedefim her zaman kazanmaktır ne kadar canım yansa da kazanmanın peşindeyim sürekli. Zorlandığım yerlerde de dua ediyorum. Ne kadar zorlansam da sabırla sonuna kadar devam ediyorum. Maç en son saniyeye kadar sürer diye düşünüyorum ve oraya kadar da her şey olabileceğine inanıyorum. Hedefe ulaşmanın birkaç yolu olduğuna inanıyor ve ben kendi inandığım yoldan ulaşıyorum” diye konuştu.

“15 yıldır federasyon sıralamalarında dünyada ilk 10’dayım”
2007 yılında yaşadığı Dünya Şampiyonluğunu nasıl kazandığını anlatan Arslan, “Virgil Hill, yirmi yıl boyunca şampiyon olmuş efsane bir isimdi. Onunla ringe çıkmak benim için büyük bir onurdu. Kendisini 2007 yılında çekişmeli bir maç sonunda puan ile yenerek dünya şampiyonu oldum. O günden beridir dünya sıralamasında birinci olmayı başardım. Zaman zaman insem de yine çıkmayı başardım. On beş yıldan beridir tüm federasyonların dünya sıralamasında ilk on arasındayım. Ben tıkandığım yerlerde hep çözüm arayan birisiyim ve hep uzman isimlerle çalıştım. Aradığım her sorunun çözümünü de Yüce Allah, karşıma en iyileri çıkardı” yorumunu yaptı.

“Hedefim Hopkins’in rekorunu kırmak”
Hedefinin en yaşlı dünya şampiyonu unvanını almak olduğunu belirten Arslan, “Gelmiş geçmiş tüm sıkletlerde en yaşlı dünya şampiyonun olma fırsatım var. Efsane boksör Bernhard Hopkins’in Georg Foreman’a ait olan rekoru kırmıştı şimdi ben de ona ait olan rekoru kırmak istiyorum. Hopkins 49 yaşından 94 gün geçmişti ki, dünyanın en yaşlı şampiyonu oldu. Benim bu rekoru kırabilmem için 1 Ocak 2020 itibarıyla dünya şampiyonu olmam gerekiyor ve şu an tüm ekibimle birlikte bunu başarmaya odaklanmışız” dedi.

“Türkiye’den teklif gelirse tecrübelerimi aktarabilirim”
İstanbul’da yapılacak olan dev galaya hazırlandığını söyleyen Arslan, “Üç büyük boks federasyonunda ilk ondayım. Hatta birisinde bir numaradayım. Üç yıldır üst üste Almanya’nın en başarılı promotörü seçilen Erol Ceylan ve EC BOXİNG ile çalışıyorum. Erol Ceylan, boks dünyasında tanınan ve sayılan bir isim. Boks camiasında ulaşamadığı isim yok. Hatta şu an İstanbul’da temsilcilik açmak için gün sayıyor. Kendisiyle uzun yıllara dayanan güzel bir dostluğumuz var ve beni dünya rekoru kırma hedefimde destekliyor. Sonbahara doğru İstanbul’da dev bir boks galası düzenlemeye hazırlanıyor ve orada dünya şampiyonluğu maçı yapmayı planlıyoruz. Gelecek yıl rekoru kırayım veya kırmayayım bu spordaki 31 yıllık aktif kariyerimi sonlandırmayı düşünüyorum. Bıraktıktan sonra salon açarak, boks eğitimi vererek şampiyonlar yetiştirmeyi düşünüyorum. Şayet Türkiye’den de teklifler gelirse ülkemdeki sporculara bilgi ve tecrübelerimi aktarmak isterim” şeklinde konuştu.

Vedat Alyaz: “Fırat, yıllarca hasta annesine baktı”
Fırat Arslan’ın basın danışmanlığını yapan Vedat Alyaz, şampiyon boksör için şu ifadeleri kullandı:
“Üç kez WBA olmak üzere, dört kez de farklı federasyonlarda dünya şampiyonlukları vardır. Avrupa, Almanya, Kıtalar Arası olmak üzere sayısız defalar şampiyonluk kürsüsüne çıkmıştır. Türk boks tarihinin ilk ve tek dünya şampiyonudur. Aynı zamanda dürüst, alçak gönüllü ve efendi kişiliği ile de tüm dünyaya örnek bir insandır. Hatta rahmetli annesine son nefesine kadar kendi elleri ile bakmıştır. Ben bizzat gördüm Annesi Demenz hastasıydı. Son dönemlerinde yatağa bağlı olarak yaşıyordu. Fırat, annesinin odasına bir kamera yerleştirmiş ve ekranı da antrenman salonuna koymuştu. Antrenman yaparken annesini seyrediyor, herhangi acil bir durum olduğunda koşarak gidip müdahale ediyordu. Son nefesine kadar bakıcıyla birlikte annesine bu şekilde bakmış olan vefalı da bir evlattır aynı zamanda.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.